Anasayfa > Gebelik > Düşük
Düşük

Düşük

Her on hamilelikten birisi düşük olayı ile sonuçlanmaktadır. Almanya’da yılda altmış bin kadın düşük yapmaktadır. Hamileliğin 28 hafta sürmesi ve çocuğun bu süreç içinde ana rahimden tam olgunlaşmadan ayrılmasına düşük olayı denir. Eğer çocuk bu sırada yaşıyorsa buna erken doğum denir. Tüm dünyada düşük olayları en fazla hamileliğin ilk on iki haftasında oluşmaktadır.

Bu durumun nedeni döllendirilen yumurtanın rahimde doğru yerleşmemesidir. Düşüklerin en önemli nedeni ise hormon rahatsızlıkları, bulaşıcı hastalıklar, annenin aşırı zorlanması, ender olaylarda ise kalıtım sorunlarıdır. Düşük olmadan ekseri habercileri ortaya çıkar. Hamileliğin ilk 3 ayında bu belirtiler kanamalar, daha sonra ise hamile kadının vücudunun alt kısmında ağrılı çekilmeler ve sancılar şeklinde belirir. Bir kadın böyle ağrılar hissettiği zaman hemen bir jinekoloğa gitmesi gerekir. Çünkü istatistikler erken anlaşılması halinde durumun düzelmeye elverişli olduğunu göstermektedir. Tüm düşük tehlikesinin %80’inin vaktinde anlaşılması ile önlenebildiği saptanmıştır.

Düşük, gebe kadını bekleyen önemli tehlikelerden birtanesidir. Kısaca, ana karnı dışında yaşayacak kadar gelişmemiş bir ceninin kendiliğinden döl yatağından ayrılmasıdır. Yukarıda da söylendiği gibi her on gebelikten birinde düşüğe rastlanması sorunun önemini belirtir.

Düşük, çoğunlukla gebeliğin ilk 3 ayında olur. Yapılan araştırmalar ilk 3 ay içindeki düşük oranını %75-90 olarak vermektedir.

Düşüğün nedenleri üzerine bugüne dek çok sayıda teori ileri sürülmüştür. Korku, şok, düşme, sarsıntılı yolculuklar ve cinsel birleşme düşük nedeni olarak incelenmiş fakat kesin sonuçlara ulaşılamamıştır. Diğer bazı nedenler ile düşüklerin yalnızca çok küçük bir bölümü açıklanabilir. Bunlar arasında, gebelik zehirlenmesini, annedeki fiziksel yapı bozukluklarını, şeker hastalığını, hipertansiyonu ve cinsel organlardaki yapısal bozuklukları sayabiliriz. Bunlara ek olarak, arsenik, kurşun, bakır bileşiklerinin yol açtığı zehirlenmelerin düşüğe neden olduğu bilinir. Bu tür maddelerin kullanıldığı sanayi dallarında çalışan kadın işçilerde düşük oaranı daha yüksektir. Yapılan araştırmaların sonucunda halk arasında düşük yapıcı ilaç olarak kullanılan maddelerin yol açtığı zehirlenmelerde anne için hayati tehlike meydana getirmeyen zehir miktarının dölütün ölümüne ve plasentanın dölyatağı çeperindenkopmasına neden olduğu tahmin edilmektedir.

Bütün bu nedenlere karşınd düşüklerin yaklaşık %80’inin nedeni belirsizdir. Bu tür düşükleri açıklamak üzere, ceninin kendisinde bozukluk olduğu ileri sürülmüştür.

Yapılan araştırmalar sonrasında gebeliğin ilk üç ayında bulantı, baş dönmesi ve kusmadan şikayetçi olan kadınlarda, düşük oranının çok az olduğu görülmüştür. Buna ek olarak, bu kadınlarda erken doğum ve ortalamadan dünyaya daha ufak bebek getirme ihtimalleri de çok düşüktür. Bu belirtiler ve doğumun sağlıklı seyri arasındaki ilişki bu güne kadar ortaya çıkarılmamıştır.

Düşük başlangıcının iki belirtisi vardır. Birincisi karnın alt bölümünde kramp ağrısına benzer ağrılar oluşması, ikincisi ise döl yolundan kan gelmesidir. Bu iki belirtinin ikisinin birlikte görülmesi şart değildir. Ve çoğu zaman kanama çok hafiftir. Bu nedenle en ufak kan izi bile düşük tehlikesine işaret eder. Herhangi bir belirti çıkar çıkmaz yapılacak ilk iş doktora başvurmaktır. Doktor büyük ihtimalle yatak istirahati, yatıştırıcı ilaçlar veya hormon tedavisi önerecektir. Fakat, bu tür önemlerin pek de etkili olmadığı ve olacak bir düşüğü engellemenin mümkün olmadığı doktorlar tarafından kabul edilir. Bazı durumlarda ise, belirtiler ortaya çıktıkları gibi kendiliklerinden kaybolurlar.

Ağrının ve kanamanın tüm önlemlere karşın artması, düşüğün kaçınılmaz olduğunun bir göstergesidir. Bazı kadınlarda belirtilerin artması ile birlikte cenin ve plasenta vücuttan atılır ve belirtiler hızla kaybolur. Bu, düşüğün tamamlandığını gösterir. Yapılacak tek tedavi kısa süreli bir yatak dinlenmesidir. Vücutan bazı parçaların atılmasına karşın kanama devam ediyorsa, bu, düşüğün tamamlanmadığını ve plasentanın bazı parçlarının döl yatağı içinde kalmış olduğunu gösterir. Bu durumda yapılacak olan ilk şey oksitosin hormonu enjekte edilerek dölyatağının kasılmasını sağlamaktır. Eğer bu kasılmalar kalan parçaları dışarı atamazsa kanama devam eder. Son çare olarak dölyatağı ağzı genişletilerek, kürat adı verilen bir alet ile kalan parçalar alınır.

Düşükten sonra iyileşme hızlıdır. Çoğu zaman birkaç günlük bir süre yeterlidir. Fakat, düşüğün kadında meydana getirdiği duygusal şokun geçmesi çok daha uzun sürer. Bazı kadınlar, düşükten kendilerini sorumlu tutup, cesaretlerini yitirerek, hiçbir zaman anne olamayacakları korkusuna kapılırlar. Bu tür tehlikeleri önlemek için, çoğu kez en kısa zamanda yeniden gebelik önerilir. Sağlıklı bir ikinci gebelik şansı oldukça yüksektir ve arka arkaya iki yada üç düşük yapmış kadınlar bile, gerekli tıbbi müdahele ile sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilirler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*